• Anasayfa
  • Nebe  suresi
  • Nebe  33
  • Nebe Suresi 33. Ayet Meali

  • وَكَوَاعِبَ
  • أَتْرَابًا
  • Diyanet İşleri Başkanlığı: (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
  • Diyanet Vakfı: (31-34) Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır.
  • Elmalılı Hamdi Yazır: Memeleri tomurcuklanmis yasit kizlar var.
  • Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş): Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
  • Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) : Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
  • Ali Fikri Yavuz: Aynı yaşta tomurcuk sîneliler,
  • Elmalılı Hamdi Yazır (Orijinal): Ve turunç sîneli yaşıtlar var
  • Fizilal-il Kuran: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve
  • Hasan Basri Çantay: memeleri tomurcuklanmış bir yaşıt kızlar,
  • İbni Kesir: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
  • Ömer Nasuhi Bilmen: Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
  • Tefhim-ul Kuran: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
  • Kuran Yolu: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
  • Kuran Yolu Tefsiri: (31-36) Yeri geldikçe belirtildiği, özellikle bir kutsî hadiste de ifade buyurulduğu üzere, 31. âyette “müttakiler” şeklinde anılan itaatkâr müminler için âhirette hazırlanan nimetler, lutuf ve ikramlar “gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir beşer aklının tam olarak tasavvur edemeyeceği türdendir” (Buhârî, “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 312). Çünkü bütünüyle âhiret gayb alanıdır; gaybı da Allah’tan başkası bilemez (bk. Bakara 2/3). Bununla birlikte, Allah Teâlâ, kullarının uhrevî nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmelerini sağlamak ve onlarda bir arzu uyandırmak için, birçok âyette olduğu gibi burada da idrak ve anlama gücüne göre temsilî bir anlatımla bu dünyada en çok ihtiyaç duydukları, arzuladıkları, sevdikleri nesneler ve hazlardan örnekler vermiştir. Bu anlatımda Kur’an’ın ilk muhataplarının beklentilerinin dikkate alındığı da söylenebilir, kezâ bu anlatımdan, âhirette cennete girmeyi hak eden her bir insana, dünyadaki ameline zihnî ve ruhî kemaline, mutluluk anlayışına ve beklentisine göre neleri istiyor ve bekliyorsa onların verileceği sonucunu çıkarmak da mümkündür (bk. Fussilet 41/30-31).

    “Bunlar rabbinin bol bol lutfettiği karşılıktır, bağıştır” diye tercüme ettiğimiz 36. âyete, “Bunlar rabbinden, amellerine göre hesap ve takdir edilmiş bolca mükâfatlardır” şeklinde de mâna verilmiştir (İbn Âşûr, XXX, 47-48). Burada kapalı bir şekilde ifade edilmiş olan amellerin karşılığının, başka âyetlerde Allah’ın lutfu olarak on katı (En‘âm 6/160), 700 katı (Bakara 2/261), hatta hesapsız (Zümer 39/10) bir şekilde kat kat verileceği bildirilmiştir. 26. âyette azgınlara verilecek cezanın dünyada yaptıklarına uygun bir karşılık olduğu bildirilmişti. Burada da müminlerin yaptıklarına karşılık olarak verilecek ödülün Allah’ın bolca lutfu ve bağışı olduğu belirtilmektedir. 36. âyette müminlere âhirette verilecek nimetlerin niceliğini bildiren hisâben kelimesi, “çok, bol bol, yeter deyinceye kadar” şeklinde yorumlandığı gibi, “yeterli, kâfi miktarda, amellerin miktarına göre, hak edişe göre” şeklinde de açıklanmıştır. Ancak meâlde biz, kısmen birbirinden farklı olan bu iki yorumdan ilkini tercih ettik. Çünkü ödülün, amellere göre kat kat fazlasıyla, hatta hesapsız verileceğini bildiren âyetler de vardır (Bakara 2/261; Zümer 39/10; Gåfir 40/40) ve bu âyetlerde ahirette ödüllerin hak edişe göre ölçülü değil, Allah’ın razı olduğu kullarına, ölçüye ve hesaba sığmaz lutufları olarak verileceği belirtilmektedir.

    Kaynak: Kur`an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 539-540

  • Kur'an Zamanı